Giresun Prof. Dr. İlhan Özdemir Devlet Hastanesi’ne safra kesesi ve böbrek ağrısı şikayetiyle başvuran Ferhat Çakır’a, yapılan tetkikler sonucunda mesane kanseri teşhisi konuldu. Hastanın sağ böbreğinin doğuştan leğen kemiği içerisinde (pelvik böbrek) ve mesaneye çok yakın bir konumda olması, ayrıca alışılagelmişin dışında bir damar yapısına sahip bulunması müdahaleyi oldukça riskli hale getirdi.
Üroloji uzmanları Op. Dr. Burhan Özdemir, Op. Dr. Ertürk Altun, Op. Dr. Olcay Yıldırım ve Op. Dr. Hakan Keskin’den oluşan uzman ekip, hassas bir planlamayla gerçekleştirdikleri operasyonda böbreğe ve böbrek fonksiyonlarına zarar vermeden mesaneyi tamamen aldı ve idrarın vücut dışına yönlendirilmesini (üriner diversiyon) sağladı.
TÜRKİYE’DE İLK VAKA
Operasyonu gerçekleştiren ekipte yer alan Op. Dr. Burhan Özdemir, kliniğin mesane kanseri ameliyatları konusunda deneyimli olduğunu belirterek hastadaki anatomik farklılıkların operasyonu daha özellikli hale getirdiğini söyledi.
Özdemir, “Hastamızın normalden farklı olarak 4 atardamarı ve 3 toplardamarı vardı. Mesaneyi alırken ve tümörün yayılımını değerlendirmek amacıyla lenf bezlerini temizlerken bu damarlara zarar verilmemesi gerekiyordu. Bu nedenle ameliyat öncesinde ayrıntılı değerlendirme yaptık ve ekip arkadaşlarımızla anjiyografi görüntülerini inceledik. Ameliyatımız çok başarılı geçti. Hastamızın şifa bulmasından biz de oldukça mutluyuz” dedi.
TÜRKİYE’DE İLK VAKA
Hastanın tedavi sürecini yürüten Op. Dr. Ertürk Altun ise, hastaneye idrarda kanama şikayetiyle başvuran hastada yapılan tetkikler sonucunda mesanede kitle tespit edildiğini belirterek, “İlk aşamada kapalı yöntemle çıkarılan kitlenin patolojik incelemesinde kanserin mesane kasına ilerlediğini belirledik. Bu durumda mesanenin tamamen alınmasını içeren radikal sistektomi ameliyatının gerekli olduğunu karar verdik. Ameliyat öncesi görüntülemelerde hastanın pelvik böbrek anomalisi bulunduğu da tespit edildi. Literatür taramamızda pelvik böbreği bulunan hastalarda radikal sistektomi ve üriner diversiyon ameliyatının daha önce dünya genelinde yalnızca üç vakada bildirildiğini gördük. Türkiye’den ise bu özellikleri taşıyan bir vaka bildirimi bulunmadığını tespit ettik. Böbreğin damar yapılarının ve idrar kanalının korunması bizim için oldukça önemliydi. Ameliyat sırasında böbreği ve fonksiyonlarını korumayı başardık. Hastamızın şu anda iyi olması bizim için en sevindirici gelişme” diye konuştu.
SAKIN İHMAL ETMEYİN
Op. Dr. Olcay Yıldırım da mesane tümörlerinin çoğunlukla ağrısız idrar kanamasıyla kendini gösterebildiğini belirterek bu şikayeti yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden üroloji uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı.
Konuya dair açıklamalarda bulunan Yıldırım tanı sürecinde ultrason ve sistoskopi gibi yöntemlerden yararlanıldığını ifade belirterek, “Vatandaşlarımızdan ricamız, idrarlarında kanama gördüklerinde bunu ciddiye almaları ve mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmalarıdır” ifadelerini kullandı.
Tümörün kapalı yöntemle çıkarılarak patolojik incelemeye gönderildiğini aktaran Yıldırım kanserin kasına ilerlediğinin belirlenmesi halinde ise hastalığın durumuna göre mesanenin tamamen alınması ve idrarın bağırsak kullanılarak oluşturulan bir sistemle vücut dışına yönlendirilmesinin gündeme gelebildiğini kaydetti.
Op. Dr. Hakan Keskin ise, mesane kanserinde sigara ve tütün kullanımının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti. Keskin, özellikle matbaa, tekstil ve deri sektörlerinde çalışan kişilerin mesleki maruziyet açısından risk altında olabileceğine dikkati çekti.
İleri yaş ve erkek cinsiyetinin de hastalık açısından öne çıkan faktörler arasında bulunduğunu aktaran Keskin, mesane kanserinin genetik yatkınlığın yanı sıra biyolojik ve çevresel etkenlerden de etkilenebildiğini ifade etti.
Keskin, kas tabakasına ilerlememiş bazı mesane tümörlerinde mesaneyi koruyan kapalı cerrahi yöntemler ve mesane içine uygulanan ilaç tedavilerinin kullanılabildiğini belirterek, kanserin mesane kasına ilerlediği veya daha ileri evreye ulaştığı durumlarda ise hastalığın özelliklerine göre daha kapsamlı cerrahi tedavilere ihtiyaç duyulabildiğini kaydetti.
Giresun’da gerçekleştirilen ameliyatın, nadir görülen anatomik bir anomali eşliğinde mesane kanserinin cerrahi tedavisine ilişkin bilimsel literatüre katkı sunması hedefleniyor.